Kabaca anlatımla, bir ürünün genetik yapısının, doğada bulunduğu şekilden farklı hale getirilmesine GDO denilmektedir. Aslında bu işlem tarih boyunca doğal şekilde yapılmaktadır. ‘Aşılama’ olarak adlandırılan işlem, ürünün kalitesini ya da verimliliğini arttırmak için tarih boyunca uygulandı. Şimdi yapılan iş, doğal yolla gerçekleştirilemeyen genetik değişimin laboratuar ortamında yapılmasıdır.
GDO’ya neden gerek duyuldu?
Tarımda verim düşüklüğü, hastalıklar ve zararlılar çok önemli sorunlardır. Özelikle ekonomik yapısı kötü olan, tarım verimliliği düşük ülkelerde, ortaya çıkan bitki hastalıkları, çok sayıda insanın ölümüne yol açan ‘açlık’ sorunlarına yol açmaktadır. Tarım zararlılarının ya da hastalıklarının önüne geçmek için kullanılan tarım ilaçları da önemli sağlık riskleri getiriyor. Bunun üzerine yapılan çalışmalar, hastalıklara dayanıklı ürün geliştirilmesini sağlamaya çalıştı. Ayrıca verimli tohumlar üzerinde çalışılarak, aynı topraklardan çok daha fazla ürün alınmasını sağladı.
Örnekler nedir?
Geliştirilen tohumlarla, hastalanmayan, böceklenmeyen mısır, patates, verimliliği yüksek soya gibi ürünler dünyada bazı ülkelerde yaygın olarak kullanılıyor. Zehirli bir madde içerdiği için, tohumlarından elde edilen yağın, sadece sanayide kullanılabildiği ‘kolza’ bitkisi, genetiği değiştirilerek zehirli madde üretmez hale getirildi ve ‘kanola’ adıyla, çok kullanılan ve de sağlık açısından çok yararlı bir yağ üreten ürün haline getirildi.
Tehlike yok mu?
Bir ürünün genetik yapısıyla oynadığınızda bazen her şey istediğiniz gibi olmayabiliyor. GDO ile yapılan çalışmaların bazılarında, hayvan deneylerinde toksik etkiler yaratan, bağışıklık sistemini bozan sonuçlar da ortaya çıktı. Tarımla uğraşanların bir kısmı, doğal tohum elde etme olanağını engellediği için, tohumda bazı kuruluşlara bağımlılık yaratacağını öne sürüyorlar.
Aslında GDO’lu ürünler çok farklı şekillerde, zaten günlük yaşantımızın içinde yer alıyor. Bazılarına engel olmak pek olası değil. Ancak kapıları sonuna kadar açmak da, gerek ekonomik ve gerekse sağlık açısından beklenmeyen sonuçlara yol açabilme tehlikesi içeriyor.
GDO’lar melek mi, şeytan mı?
Kabaca anlatımla, bir ürünün genetik yapısının, doğada bulunduğu şekilden farklı hale getirilmesine GDO denilmektedir. Aslında bu işlem tarih boyunca doğal şekilde yapılmaktadır. ‘Aşılama’ olarak adlandırılan işlem, ürünün kalitesini ya da verimliliğini arttırmak için tarih boyunca uygulandı. Şimdi yapılan iş, doğal yolla gerçekleştirilemeyen genetik değişimin laboratuar ortamında yapılmasıdır.
GDO’ya neden gerek duyuldu?
Tarımda verim düşüklüğü, hastalıklar ve zararlılar çok önemli sorunlardır. Özelikle ekonomik yapısı kötü olan, tarım verimliliği düşük ülkelerde, ortaya çıkan bitki hastalıkları, çok sayıda insanın ölümüne yol açan ‘açlık’ sorunlarına yol açmaktadır. Tarım zararlılarının ya da hastalıklarının önüne geçmek için kullanılan tarım ilaçları da önemli sağlık riskleri getiriyor. Bunun üzerine yapılan çalışmalar, hastalıklara dayanıklı ürün geliştirilmesini sağlamaya çalıştı. Ayrıca verimli tohumlar üzerinde çalışılarak, aynı topraklardan çok daha fazla ürün alınmasını sağladı.
Örnekler nedir?
Geliştirilen tohumlarla, hastalanmayan, böceklenmeyen mısır, patates, verimliliği yüksek soya gibi ürünler dünyada bazı ülkelerde yaygın olarak kullanılıyor. Zehirli bir madde içerdiği için, tohumlarından elde edilen yağın, sadece sanayide kullanılabildiği ‘kolza’ bitkisi, genetiği değiştirilerek zehirli madde üretmez hale getirildi ve ‘kanola’ adıyla, çok kullanılan ve de sağlık açısından çok yararlı bir yağ üreten ürün haline getirildi.
Tehlike yok mu?
Bir ürünün genetik yapısıyla oynadığınızda bazen her şey istediğiniz gibi olmayabiliyor. GDO ile yapılan çalışmaların bazılarında, hayvan deneylerinde toksik etkiler yaratan, bağışıklık sistemini bozan sonuçlar da ortaya çıktı. Tarımla uğraşanların bir kısmı, doğal tohum elde etme olanağını engellediği için, tohumda bazı kuruluşlara bağımlılık yaratacağını öne sürüyorlar.
Aslında GDO’lu ürünler çok farklı şekillerde, zaten günlük yaşantımızın içinde yer alıyor. Bazılarına engel olmak pek olası değil. Ancak kapıları sonuna kadar açmak da, gerek ekonomik ve gerekse sağlık açısından beklenmeyen sonuçlara yol açabilme tehlikesi içeriyor.
Kaynak: http://www.saglicaklakal.com/KoseYazisi.asp?i=A7774AC7-50C1-4E2F-8D4C-B2A0F9C1D5E5